Bize Sorun
Bize sorularınızı şu formu doldurarak sorabilirsiniz. Soru sormak için siteye giriş yapmalısınız.
Geçmişte yaşamış canlıların % kaçının fosilleri bozulmadan günümüze gelebiliyor?
- Eklenme tarihi:
- Cumartesi, 21 Kasım 2009
- Değiştirilme tarihi:
- hiçbirzaman
Cevap
Ölen canlıların bedenlerinin yalnızca küçük bir bölümü fosilleşir ve bulabildiğimiz kadar ara fosil bulduğumuzda şanslı sayılırız. Oysa elimizde hiç bir fosil olmayabilirdi ki bu durumda evrim için moleküler genetik ve coğrafi dağılım gibi diğer kaynaklardan elde ettiğimiz kanıtlar yeterli olurdu.(Richard Dawkins [Tanrı Yanılgısı] s: 124)
Bir örnek verelim:
Kuş fosillerini bulmak zordur, çünkü uçarlar. Ölüp düşerlerse leş yiyiciler tarafından parçalanırlar. Kuşların en iyi fosilleşebildiği yerler lagün denen son derece sakin, karayla deniz arasındaki sığ sulardır. Hayvan uçarken öldü diyelim ya da kanatları ıslandı ve uçamadı; yavaşça suyun içine batacaktır, uzun zaman içinde dibe çökecektir. Üzerini örtmek için gerekli malzeme süspansiyon halinde suda asılıdır ve yavaş yavaş kuşun üstünü örtecektir. Tabi bu arada kuşun iskeleti dağılmayacak, korunacaktır. Ortamın son derece sakin, yer hareketlerinden vs. uzak olması gerekir. Bu koşulların hepsi bir araya geldiğinde kuş fosilleşebilir. Bu kadar zor fosilleşme koşulları ve günümüze kadar geçen milyonlarca yıl fosil bulmayı samanlıkta iğne aramak kadar zor bir işe dönüştürür. 'Geçiş formları yoktur' demek çok kolaydır. Bu fosilleri elde etmek o kadar zordur ki 'yoktur ' demek insanlara daha kolay gelir. (Prof. Dr. Mehmet Sakınç. [Harun Yahya Safsatası ve Evrim Gerçeği. Bilim ve Gelecek Kitaplığı yayınları S. 52)
Gerek evrimde gerekse diğer herhangi bir konuda öykünün her adımının eksiksizce belgelenmesini talep etmek düpedüz mantıksızlıktır. Birisini cinayetten mahkum etmeden önce pekala katili cinayete ilişkilendiren her adımın eksiksiz bir sinematik kaydını hiç bir kareyi atlamadan talep edebilirsiniz.
Ancak buna rağmen birçok evrimsel geçiş kademeli olarak değişim geçiren ara fosillerin daha kısa veya uzun süreli serileri sayesinde açıkça belgelenmiştir.
Yaradılışçılar günümüzün bilim ya da bilgi birikiminde boşluklar bulmak için can atarlar. Eğer açık bir boşluk bulunursa bu boşluğu hükmen Tanrı’nın doldurma zorunluluğu olduğu addedilir.
Michael Shermer'in de zekice belirttiği üzere 'Eğer yeni bir fosilin keşfi bir boşluğu temizce ortadan ikiye ayırırsa yaradılışçı artık iki kat fazla boşluk olduğunu iddia edecektir.' Böylece evrimsel geçiş yok farzedilir ve Tanrının müdahalesi HÜKMEN kazanır. Amerikan genetik bilimci Jerry Coyne yaratılışçı Behe'nin kitabını eleştirirken konuyu şöyle ele alır: 'Eğer bilim tarihi bize herhangi bir şey ispatlayacaksa bu, cahilliğimize "Tanrı" ismini vererek bir yere ulaşamayacağımızdır.' (Richard Dawkins [Tanrı Yanılgısı] s: 130)
-Evrim Bilgen




