Popüler Makaleler

Tetrapod filoloji

En bilinen hayvanlar tetrapodlardır - yani karada yaşayan dört ayaklı omurgalılar. Bu gruba insanlar, hemen hemen evcil hayvanların tümü, ve yabanıl hayvanların çoğu: memeliler, kuşlar, yüzergezerler (ing. "amphibians"), ve sürüngenler dahildir. Oysa ki omurgalıların büyük çoğunluğu tetrapod değil balıktır. Aslında tüm tetrapod türlerinin toplamından çok daha fazla sayıda balık türü vardır. Hatta evrimsel olarak tetrapodlar suyun dışındaki yaşama uyum sağlamış olan balıklar ailesinin yalnızca bir dalı olarak düşünülür.

Omurgalıların sudan karaya olan ilk geçişi 360 milyon yıl önce gerçekleşti. Bu yaşam tarihinde yapılmış olan benzer geçişlerin en zorlularından biriydi. Yüzgeçler nasıl bacaklara dönüştüler? Ve geçiş türleri kuru ortamdan yer çekiminin ezici baskısına değin, kara yaşamının çetin koşullarına nasıl ayak uydurdular?

 Büyütmek için üzerine tılayınız


Elpistostejit


Önceleri ilk kara sakinlerinin karaya oturmuş ve giderek kıyıda daha fazla zaman geçirmek üzere evrilmiş, suya yalnızca üremek üzere dönen balıklar olduğu düşünülüyordu. Son 20 yılda paleontologlar bu fikri ters yüz eden fosiller buldular. Grönland'de Acanthostega gibi en eski tetrapodlar, aşağı yukarı 365 milyon yıl önce tamamen gelişmiş parmakları olan bacaklara sahiptiler, ancak havayla karşılaşmış olsa kuruyacak olan dahili yüzgeçlerini korumuşlardı. Bu balıkların karaya çıkmadan çok daha önce bacakları evrilmişti. En eski tetrapodlar evrimlerinin çoğunu daha elverişli olan su ortamında geçirdiler. Karaya çıkma en son aşama olsa gerekti.


tiktaalik fosil

Araştırmacılar önceleri tetrapodların atasının elpistostejitler (ing. elpistostegids) olduğunu düşündüler. Bu yaratıklar timsah ya da dev semender gibi görünen ya da davranan devasa ve yırtıcı olan sığ su balıklarıydı. Yuzgeçleri hariç pek çok açıdan tetrapodlara benziyorlardı. Son zamanlara kadar elpistostejitler hakkında bilinenler kötü korunmuş küçük fosil parçacıklarından ibaretti, bu nedenle nasıl bir yaratık olduklarını canlandırmak çok güçtü.

Son bir kaç yıldır Kuzey Kanada'nın Nunavut bölgesinin Ellesmere adasında yapılan keşifler bütün bunları değiştirdi. 2006 yılında Edward Daeschler ve ekibi, tetrapodlara esnek boynundan bacaksı yüzgeç yapısına değin benzerlikleri olan suda yaşayan bir yırtıcı görünümünde ve Tiktaalik dıye adlandırılan bir elpistostejitin olağanüstü iyi korunmuş bir fosilini buldular.

Fosilin analizi açık bir şekilde onun bir ara form olduğunu gösterir: bir balığa göreceli olarak daha hareketli bir kafa yapısı ve boynu vardır, her ne kadar eklemli uzantıları yüzgeç gibi görünse de, tetrapodların parmaklarını andırır.

Büyütmek için üzerine tıklayınız


Tiktaalik'in yalnızca eklemli uzantılarına adanmış bir tez bile vardır. Aşağıdaki şekilde Tiktaalik'in eklemli uzantısı sağdan üçüncüdür, hala atası Panderichthys gibi yüzgeç tarakları olduğu görüldüğü gibi, daha küçük kemiklerin ayrıldığı sağlam kemikli bir eksene sahip olduğu da görülmektedir. Acanthostega'nın parmakları kadar belirgin olmasa da, o yönde bir değişim olduğu açıktır.

 Tetrapod uzuvlarının evrimi

Bu eklemli uzantılar kolların ve bacakların evrimi hakkında çok şey söyler. Tiktaalik kesinlikle bir kara hayvanı değildi, ama su tabanının üstünde doğrulmasına yardım eden ve hatta bedenini kısmen suyun dışında tutmasına yarayan kaslı ve kemiksi eklemli uzantıları ile kuvvetli bir göğüs kafesine sahipti. Bu eklemli parmakların uzanma, bükülme ve yere dayandığında dışa doğru yayılma yetisi vardı. Bu basit özellik, yani parmakların yayılarak ayak/el temasının yüzey alanını arttırması bugün ellerimizde sahip olduğumuz esnekliğin habercisi olabilir.

tiktaalik eklemli parmak

Tiktaalik'in keşfi ve oldukça detaylı analizi tetrapodların evrilmesinden önceki aşamayı göstermekte, ve fosil kayıtlarının her zamanki gibi evrimsel düşünceyle uyum gösteren ne denli sürprizlere gebe olduğunu ortaya koymaktadır.

Referanslar

Daeschler, E. B., Shubin, N. H. & Jenkins, F A. Nature 440, 757–763 (2006). http://www.nature.com/nature/journal...ture04639.html
Shubin, N. H., Daeschler, E. B., & Jenkins, F A. Nature 440, 764–771 (2006). http://www.nature.com/nature/journal...ture04637.html

Ek kaynaklar

Ahlberg, P. E. & Clack, J. A. Nature 440, 747–749 (2006).
Clack, J. Gaining Ground (Indiana Univ. Press, 2002)
Shubin, N. Your Inner Fish (Allen Lane, 2008)
Gee, H. Deep Time (Fourth Estate, 2000)
Tiktaalik anasayfa: http://tiktaalik.uchicago.edu
Pharyngula: Tiktaalik makes another gap
Evrim Teorisi: Karaya Doğru Giden Antik Balık http://www.evrimteorisi.org/?p=452

Yazarların web siteleri

Edward Daeschler: http://www.ansp.org/research/biodiv/...aleo/staff.php
Neil Shubin: http://pondside.uchicago.edu/oba/faculty/shubin_n.html
__________________


Yorumlar  

 
+1 #4 taylan74 2010-06-25 12:47
www.radikal.com.tr/.../

Çok önemli bir haber. Sudan karaya geçişteki önemli genetik detayları anlatıyor.
 
 
+2 #3 taylan74 2010-05-17 17:32
tabiat bataklığında boğulmuş akıllarınıza

Aklımızı doğadan edindiğimiz deneyimlerle geliştirdik. İman hakikatı dediğin soyut kavramları bu deneyimlerin sonucu kendimiz icat ettik. Yine kendi yararımıza tabi ki. Sen yaratılışı tabiatın çehresine bakarak anlatmıyor musun bizlere? Muhteşem tasarımlar dediğin şeyler boğulmamamız gerektiğini söylediğin tabiatın içinde değil mi?

Ben tabiata meraklıyım. Böceklere, çiçeklere, otlara, ağaçlara, kuşlara ve tüm canlılara. Doğaya aşığım. Onun içinden çıktım ve yine onun koynuna gidicem. Tabiat bataklık değildir. Bilhassa dupduru ve tertemiz bir nehirdir. Bilmediğim, modelleyemediği m, hiç bir şekilde ilişki kuramadığım ve ne olduğu hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadığım ve aslında hiç bir zaman da düşünmediğim bir tanrı kavramına hayatımın hiç bir döneminde ihtiyacım olmadı ve olmayacak.
 
 
+4 #2 Yahyavi 2010-05-03 05:58
Yukarıdaki yorumu yazan kardeşimiz, kendince haklı olsa bile ortaya net birşeyler veya evrim düşüncesini sulandıracak bir ispat veya soru gündeme getirmedikçe kaale alınmaz kanımca..
 
 
-3 #1 adskl123 2010-02-21 22:18
yazılarımdaki makasıdım ortalığı karıştırmak değil tabiat bataklığında boğulmuş akıllarınıza iman hakikatlerini anlatmaktır,say ısız nakışları sanatları,ayrı ayrı simalarıayrı ayrı parmak izlerinikainat taki tasarrufatı,tez yinatı,mizan,ni zam,intizamı,dü zeni,ölçüyü,sem avi fermanları gördüğünüz halde hala ALLAH'a ispat mı arıyorsunuz.tuh o nankörlerin akıllarına!siz Allahın sanatlarını kör kuvvete serseri tesadüfe sersem tabiata vererek ilim yaptığınızı mı sanıyorsunuz?hesap gününde sinekten semeğe,zerreden yıldızlara kadar bütün masnuat hukuklarına tecavüz ettiğiniz için sizden haklarını isteyecek!Maymu na dede demek için 250,000,000 fosil fikirlerinize red çektiği ve arafosil dediğiniz uydurmalardan binlerce bulmanız gerektiği halde hala yeni arafosil mi arıyorsunuz!fır tınalı denizlerden zelzeleli zeminlerden sor"ne diyorsunuz?"de.Elbette"Ya Celil,Ya Celil,Ya Aziz,Ya Cebbar" dediklerini işiteceksin!All ah Kadirdir,herşey e gücü yeter,Alimdir,s onsuz ilim sahibidir,Hakim dir,Rahimdir
 

Yorum yapamazsınız. Yorum yapmak için sayfaya giriş yapmanız gereklidir.

Son Hayat Değişimdir Makaleleri Yorumları

" Hayatta kalan türler ne en güçlü olanlar, ne en akıllılardır, ama değişime en iyi ayak uyduranlardır. "
[Charles Darwin]