Popüler Makaleler
|
26 Haziran 2008
Posted in
Makaleler -
Hayat değişimdir
![]() |
Önceleri ilk kara sakinlerinin karaya oturmuş ve giderek kıyıda daha fazla zaman geçirmek üzere evrilmiş, suya yalnızca üremek üzere dönen balıklar olduğu düşünülüyordu. Son 20 yılda paleontologlar bu fikri ters yüz eden fosiller buldular. Grönland'de Acanthostega gibi en eski tetrapodlar, aşağı yukarı 365 milyon yıl önce tamamen gelişmiş parmakları olan bacaklara sahiptiler, ancak havayla karşılaşmış olsa kuruyacak olan dahili yüzgeçlerini korumuşlardı. Bu balıkların karaya çıkmadan çok daha önce bacakları evrilmişti. En eski tetrapodlar evrimlerinin çoğunu daha elverişli olan su ortamında geçirdiler. Karaya çıkma en son aşama olsa gerekti.
Tiktaalik'in yalnızca eklemli uzantılarına adanmış bir tez bile vardır. Aşağıdaki şekilde Tiktaalik'in eklemli uzantısı sağdan üçüncüdür, hala atası Panderichthys gibi yüzgeç tarakları olduğu görüldüğü gibi, daha küçük kemiklerin ayrıldığı sağlam kemikli bir eksene sahip olduğu da görülmektedir. Acanthostega'nın parmakları kadar belirgin olmasa da, o yönde bir değişim olduğu açıktır.
![]() |
Bu eklemli uzantılar kolların ve bacakların evrimi hakkında çok şey söyler. Tiktaalik kesinlikle bir kara hayvanı değildi, ama su tabanının üstünde doğrulmasına yardım eden ve hatta bedenini kısmen suyun dışında tutmasına yarayan kaslı ve kemiksi eklemli uzantıları ile kuvvetli bir göğüs kafesine sahipti. Bu eklemli parmakların uzanma, bükülme ve yere dayandığında dışa doğru yayılma yetisi vardı. Bu basit özellik, yani parmakların yayılarak ayak/el temasının yüzey alanını arttırması bugün ellerimizde sahip olduğumuz esnekliğin habercisi olabilir.
|
Tiktaalik'in keşfi ve oldukça detaylı analizi tetrapodların evrilmesinden önceki aşamayı göstermekte, ve fosil kayıtlarının her zamanki gibi evrimsel düşünceyle uyum gösteren ne denli sürprizlere gebe olduğunu ortaya koymaktadır.
Referanslar
Daeschler, E. B., Shubin, N. H. & Jenkins, F A. Nature 440, 757–763 (2006). http://www.nature.com/nature/journal...ture04639.html
Shubin, N. H., Daeschler, E. B., & Jenkins, F A. Nature 440, 764–771 (2006). http://www.nature.com/nature/journal...ture04637.html
Ek kaynaklar
Ahlberg, P. E. & Clack, J. A. Nature 440, 747–749 (2006).
Clack, J. Gaining Ground (Indiana Univ. Press, 2002)
Shubin, N. Your Inner Fish (Allen Lane, 2008)
Gee, H. Deep Time (Fourth Estate, 2000)
Tiktaalik anasayfa: http://tiktaalik.uchicago.edu
Pharyngula: Tiktaalik makes another gap
Evrim Teorisi: Karaya Doğru Giden Antik Balık http://www.evrimteorisi.org/?p=452
Yazarların web siteleri
Edward Daeschler: http://www.ansp.org/research/biodiv/...aleo/staff.php
Neil Shubin: http://pondside.uchicago.edu/oba/faculty/shubin_n.html
__________________












Yorumlar
Çok önemli bir haber. Sudan karaya geçişteki önemli genetik detayları anlatıyor.
Aklımızı doğadan edindiğimiz deneyimlerle geliştirdik. İman hakikatı dediğin soyut kavramları bu deneyimlerin sonucu kendimiz icat ettik. Yine kendi yararımıza tabi ki. Sen yaratılışı tabiatın çehresine bakarak anlatmıyor musun bizlere? Muhteşem tasarımlar dediğin şeyler boğulmamamız gerektiğini söylediğin tabiatın içinde değil mi?
Ben tabiata meraklıyım. Böceklere, çiçeklere, otlara, ağaçlara, kuşlara ve tüm canlılara. Doğaya aşığım. Onun içinden çıktım ve yine onun koynuna gidicem. Tabiat bataklık değildir. Bilhassa dupduru ve tertemiz bir nehirdir. Bilmediğim, modelleyemediği m, hiç bir şekilde ilişki kuramadığım ve ne olduğu hakkında en ufak bir bilgiye sahip olmadığım ve aslında hiç bir zaman da düşünmediğim bir tanrı kavramına hayatımın hiç bir döneminde ihtiyacım olmadı ve olmayacak.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.